Kayıtlar

Temmuz, 2017 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

karanlık mı, aydınlık mı?

Karanlık mı korkutan ve kaçılan, yoksa aydınlık mı? Bilinmeyenin, karanlığın ve siyahın her zaman korkunç olduğu düşüncesi belki çocukluğun istisnasız her insana verdiği bir fikir. Bugünlerde bunu düşünüyorum: acaba aydınlık mı daha rahatsız edici ve korkunç olan? "Cehalet saadettir." Karanlıktan bilinirliğe çıkan her yeni şey insana bir his yükler, iyi veya kötü, ona karşı bir tepki oluşturmak zorunda kalır benliğimiz. Oluşmakta olan bu aydınlık başta rahatlatıcı gibi görünse de çok geçmeden hemen yerini bir rahatsızlığa, bir huzursuzluk içinde düşünme hallerine bırakır. Bilinen şey her zaman daha gerçektir, gerçek olan her şey daha çok korku, tepki, sorumluluk ve düşünce gerektirir. Belki bu noktada asıl bilinmeyenin bir sürü olasılığa gebe olmasından dolayı korkutucu bir şekle büründüğü söylenebilir, oysa bu olasılıkların henüz  gerçekleşmemiş olması o korkuyu her zaman gerçek olduğu halindeki seviyesine ulaşmasını engeller. Yatağının altında saklanmış, karanlıktan bir c...

haletiruhiye

Çok umursamaların umursamazlığa çıkacağı iddiası, Diyorum bitkin düşünmelerime de su serpmeli, serpmeliydi. Oysa bu -meli,malı 'lar... artık bana yetmiyor, yetemiyor hiçbir şey, ve her şey sadece araftan biraz daha geceye katıyor. Kendimde olmayanın bende bolca var olmasının çelişkisi de bu, Hâlbuki çelişki değil bu, çelişmiyor. Gülmelerle saklanmıyor artık ağrım, sızım. Şimdi eskiye yazılanlar, bir hissin kanatlarını kırıyor ve katil oluverecekken duruyor, Hissettiklerimi tanımaya çalışarak geçen yıllar ise yine pencereden bakıp alay ediyor. Dedim ya, çelişki deniyor ama çelişmiyor. Günle beslenmeye çalışıyorum, o da olmuyor. Şimdi hep bir ihtimal sıfatlardan yoksunluğum, görünmezlik hissi, zaten şu hayattan da belirsizliklerle göçüp giderim. İnsanmış gibi hallere bürünmek çok zor biliyorum,  ben de bocalıyorum. Uyanıyorum ve artık bir silgiyim ben! Hani şu bir oraya bir buraya tahta sıralarda dolaşan, yazılanları sildikçe küçülen, en son da yok olacakken unutulan ...

berrak bir bulanıklık, bulanık bir berraklık

Deniz. Deniz uzanıyor önünde sanki sonsuz oluverecekmiş gibi ufku tehdit ediyor, o da bu tehditi izliyor usulca. Yıllardır o kadar bulanıktı ki su, sadece tek bir renkle yerleştiği yerden kalkmıyor. Dalgalanınca ancak koyusuna ulaşılan tek bir mavi. Ama bu sabah farklı. Deniz o kadar berrak ki içindeki tüm canlıları seçebiliyor. Tüm zerreler varlığını kanıtlarcasına kendilerini ona gösteriyorlar sanki. Tüm katmanlarını görebiliyor, en derin en sığ farketmeden. Gözleri yanıyor. Binlerce, milyarlarca şeyi görmek. Denizin o canlı sıcaklığı içini ürpertiyor. O sıcaklık soğuk bir esinti gibi üşütüyor onu. Denizi tüm berraklığıyla görmek ona iyi gelmiyor. Oysa geleceğini ummuştu yıllarca bunu da biliyor. Bulanıkken deniz, kendini o soğuk sulara atmanın güzelliği... O bulanık maviliği isterken bir yandan berrak olmasını dilemişti denizin biliyor. Şimdi o deniz berrak, ama soğuk gelen sular ise artık gözüne sıcak geliyor. Atamıyor kendini bu berrak denize. Onun yerine binlerce balığı, yos...

şarap ve o iki dilim pasta

“Karman çorman hissedişin tane tane çözüleceğini, yeniden, bu kez mükemmel bir düzen içinde bir araya geleceğini ve hayatın bir anlama kavuşacağını hayal etmek: yazmak.”  ― Barış Bıçakçı, Sinek Isırıklarının Müellifi Varlığı yetiyordu, vardı, vardık. Kendi içimizde yok olmaya yüz tutmuş olsak bile benim hikayemde ikimiz de var dık. Ben de Barış Bıçakçı'yı dinledim ve yazdım. --- Rüyamda duydum kokusunu ilk defa; sonraları sarıldım, yine rüyamda. İnsan şekline bürünmüş hüzünden fazlası değildim oysa. Keşke kelimeler terk etseydi de anlamasaydım böyle bir gecede. Şehirler ya da yalnız kumsallar? Gece gölgeleri yutuyor Işığın nağmeler doğurup bizi sarhoş ediyor. Ne fark eder ki sarhoşluğuma biraz da o gülüşünden katsam? Bakışlarında gördüğüm senin mi benim mi çocukluğum bilinmez. Birkaç beyaz yoldan geçsem o saçlarında yanıp sönen. Annemin gülümsemesinden ortaya saçılan, tozlanmış anılar mıydı Tüm bunları fikre getiren? Önyargıların önyargısı mıydı o acıların med-cezi...