Kayıtlar

2024 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

affettim.

İçimdeki çaresiz tüm kadınları-erkekleri, İçime girmek isteyerek çareyi uman tüm erkekleri-kadınları, Sevilmemiş tüm kadınları-erkekleri, Sevmeyi bilmemiş tüm erkekleri-kadınları, Hiç başı okşanmamış kadın-erkekleri - ve başlarına/kalplerine darbe alan kadın-erkekleri, Hiç baş okşayamamış erkek-kadınları - ve çareyi başa/kalbe vurmakta bulan erkek-kadınları, Sıcak kelimeler söyleyip sert davranan kadınları, Sert kelimeler söyleyip sıcak davranan erkekleri, Genellemeye çalıştığım tüm kadınları, Özelleştirmeye çalıştığım tüm erkekleri, Kendimi yarı yolda bıraktığım her anı, Seni ileri yolda konumlandırdığım her anıyı, Zamana güvenmediğim her saati, Eskiden hayran olduğum her vaati, İçimdeki duyguları yok sayışımı, İçindeki duyguları var sayışımı, Dünyada bol olan tutarsızlıkları, Dünyada az olan adaleti, Gözyaşlarının söylediği yalanları, Gözyaşlarımın akamadığı zamanları, Affettim.

derin tutku, arzu olmayan. olabilir mi?

Derin tutku, arzu olmayan. Mümkün mü bu? Can yanmadan, kalp genişleyen, zihin daralmadan, duygu derinleşen? Yeni kelimeler istiyorum diye düşündü Deniz. Yeni kelimeler... Döngülerden uzak, travmalardan ırak, endişesiz, berrak. Diyorlar ki "berraklık bunaltıyor berraklık fazla duru, fazla görünür, görünmediğinde arzulanırsın". Deniz de düşündü  "Ben arzula-n-mak istemiyorum, s ev-il-mek istiyorum. Ve de arzulamadan sevmek." Ya da bu da yanlıştı. Aşk arzu olmayan derin bir tutkunun ve sevginin bir arada olabilmesiydi belki? Peki arzu ve tutkunun farkı ne ki diye düşünürken bildiği sokakları bilmiyorcasına yürümeye devam etti Deniz. Köşede aynı marketler, yolda karşıdan karşıya geçerken hiç telaşlanmadan yürüyenler ve arabalar çok uzakta olsa da hızlıca karşıya dogru koşarcasına geçenler. Deniz'in içinden geçenlerde bugün diye düşündü Deniz:  Arzu çocukca, arzu hep aç, arzu kendini görmediğin bir ırmak, arzu sana ait degil, arzu o'na, ailene-geçmişine, dair.  ...

sisli yollardaki hislerin zamansizligina dair

Bosluklar denilince bos olani tanimladigimiz yanilgisi, bos zaten bos, basibos, bozuk bir tanim, basi ve sonu, o yuzden de basibozuk, bozuk bozumlar, en cok da bag bozumlarindan gelen saraplar. Beyaz sarabin renginin gun isigiyla eslestigi o anlardaki parlakligi seviyordu. Dun artik eski bile degildi, bugunun saltanatini renklerini soldurmaya basarmisti ve yeniligini ilan ediyordu. Gelmeleri ve gitmeleri saraplarin ve gunlerin, gel-gitleri yaratan icimizdeki. Icimizdeki denizler karanlik, gecenin en karanlik saatinden bile. Gecenin halleri, sarmasiklarla dolu yollardan gecmis. Elinde olmadigi hayatinin yillari. Secmedi, secmediler, onca varlik. Donmek istiyor Deniz, her ana her dakika o hislerle yanyana oldugu. Karsisindakinin gozlerinde hic gormedigi bir cesaret, buyurken o yolda yasadiklari... biliyor, hissetti o bedeni. Tum bedeniyle tutunmak istedigi yasamak istedigi o anlar, bazen hayatinin iplerini sikica tutamadigi bazense daha da siki sarildigi. Hissediyor. Orada. Deniz ona bak...

şey(i)tan(ıyan)lar

Kelimeler sessiz, ama duymayı onlardan, onlarla, öğrendim. Fotoğraflar durgun, ama hareketin eylemliliğini onlarla keşfettim. Korkunun kafesleri boğucu, ama özgürlüğü bu şekilde tanıdım. İki gözün yarattığı görüş, Görüşte çoğalanlar, Var olmak için dönen durmalar, Varlıklar zaten sadece dönüp duranlar. Kafamdaki dönen duranlar, var olduklarını böyle farkettim. Kesik kesik aldığım ne-fes, İçime doğru birbirine birleşen düş me le rim Düşlemelerimden. Gerçeği ben düşlerimde görebildim. Şeyleri tanıdıkça düşen  melekler, çünkü onlar düşleyen,  ama şansı ben bu yüzden  göğün yüzünde  seyrettim.