benim sıcacık battaniyem, şöminem, ve yağan yağmurum: sanat.
(Johnny Flynn & Laura Marling - The Water)
Bu sarkiyi bugun ne kadar ust uste dinledim bilmiyorum ama bildigim bir sey var ki bugun kendimi sanki daha cok kendim gibi hissediyorum. Diger dinlediklerimse Bottom of the Sea Blues ve Gods and Monsters oldu. Bugun genel olarak sadece Johnny Flynn'in albumlerini dinliyordum, dinliyordum ki karsima bir roportaji cikti orda da kendisi Brit Marling'in islerini ve The OA'in sezon finalini ne kadar sevdiginden bahsediyordu. Sonra bir an tamamen her sey yerine oturdu. Muzigini sevdigim bir insanin benimle ayni diziyi sevmesi onun muzigini neden bu kadar cok sevdigimi acikladi sanki. Gercekten o an kalbim hizlandi dedim evet bu yuzden. Dunyada belki nadir belki degil bir grup insan senin sevdigin seyleri seviyor ve sadece onemli olan bu gruptaki insanlari gunluk hayatinda daha cok bulabilmen.
Ilginc olan su ki anliyorsun o insanin gozlerinden, soylediklerinden, bakma seklinden ve davranislarindan. "O da benim gibi hisseden insanlardan biri yaptigi sanattan belli!" diyebiliyorsun. Son zamanlarda boyle hissettigim bir kac isim soyle: Susanna Clarke, Brit Marling, Rebecca Solnit ve Johnny Flynn. Bu insanlarin yazdiklari, soyledikleri, sanatlari, ve filmleri bunlar beni kurtardi ve beni korumaya dayanma gucu vermeye devam ediyor gibi hissediyorum. En son boyle hissettigimde sanirim yillar oncesiydi. O zamanki ben icin dogru kitaplari ve filmleri bulmaya basladigim zamanlardi ve yine sanirim buna benzer ve daha etkili bir donemden geciyorum cunku her seyin daha cok farkindayim.
Yorumlar
Yorum Gönder